Büyük Gotama, dünyaya yaşamını kusursuz bir şekilde inşa edebileceğimiz eksiksiz bir öğreti sundu. Bu büyük yenilik getireni tanrı yapmaya yönelik her girişim, saçmalığa yol açmaktadır. Gotama’dan önce, elbette, ortak refahı gözeten ve taşıyan bir dizi in-san vardı, ancak öğretileri bin yıllar boyunca toza dönüştü. Bu nedenle Gotama Öğretisi, madde yasalarının ve dünya evriminin ilk öğretisi olarak kabul edilmelidir.

 

Topluluğun çağdaş anlayışı, Gotama Buda’da günümüze kadar harika bir anlayış köprüsünü keşfetmemize izin verir. Biz bu formülü ne övmek ne de küçük düşürmek için söylüyoruz, apaçık ve değişmez bir gerçek olarak bahsediyoruz. Korkusuzluk yasası, mülkiyetten feragat yasası, çabalarımızıngörevlerimizin tekrar değerlendirilmesi yasası, kastların ve dış ayrımların ötesinde insan benliğinin onuru yasası, gerçek bilginin yasası, “ben” bilgisine dayanan sevgi yasası gibi yasalarla, öğretmenlerin bu antlaşmaları insanlığa duyulan sevgiyi sürekli bir gökkuşağı haline gelir. Budizm’in temellerini, onun tezahür eden antlaşmalarıyla inşa edelim.

 

Güzellikte kozmosa eşit olan bu yalın öğreti, insanlığın büyük öğret-menine layık olmayan her türlü putperestlik önerisini ortadan kaldıracaktır. Bilgi, tüm büyük öğretmenlerin öncelikli kılavuzuydu. Bilgi, kadim maddenin bizzat kendisi kadar hayati derecede gerçek olan kadim öğretiye, özgür ve hayati bir yaklaşıma izin verecektir. Konunun son dönemlerde yaşadığı karmaşalara burada yer vermeyeceğiz, inkar edilemeyecek olan temellerden kısaca bahsedeceğiz. Neşe, tüm insanlara bir olsun! Neşe, çabalarıyla hizmet edenlerle bir olsun!

Tüm halkların geleneklerinde, kaynağa geri dönüş yolunu bulmak için yollara taş koyan hacıların efsaneleri vardır. Josephine Saint-Hilaire’ in ”On Eastern Crossroads” adlı kitabı, bu açıdan değerlendirilebilir ve onun tarafından özenle toplanmış bu muhteşem parçaların her birinin, gerçeğin dokusuna kendi kıvılcımlarını eklediğini ve kadim dönemlerde yürümüş olanların adımlarını ortaya çıkardığını hissediyoruz. Konuların çeşitliliğinde ve eserde kişisel bir etki duygusu yoktur; kitapta yer verilen başlıklar özel bir ilgiyle değil, doğanın tüm güzelliğine duyulan sevgiden toplanmış bir çiçek çelengi gibidir. Pek çok seyahat sırasında, çalışmaya dahil edilen yeni katkının, hiçbir olumsuz düşünce olmadan eklendiğini ve böylece koleksiyonerin hayırseverlik çantasının yavaş yavaş doldurulduğunu hissedebilirsiniz. Hiç kimse, kitapta yer verilen geleneklere inanmaya zorlanmamaktadır. Okuyucunun tamamen özgürce ve rahatça incelemelerini yapması bizler için esastır.

 

Okuyucular, insanlık hikâyesinin yapıcı yönleriyle ilgili sezgilerini zenginleştirebilir ve ilham alabilirler. Böylece, ulusların zihinlerinin, o uluslardan çıkmış ve dünyaya hizmet eden dehaların, gelişerek ilerleyen kıvılcımlarının aktarımının çağlar boyunca nasıl korunduğunu görmekteyiz. Bu kıvılcımlar, kendimiz ve gelecek nesillerimiz tarafından eşit özenle korunmalıdır. Bu geleneklere hürmetle bakmamız, onları küçük düşürmememiz, sadece onları yapıcı ve takdir edici şekilde manevi ihtiyaçlarımıza uygulamamız esastır. Böylelikle geçmişten gelen yolcular geleceği selamlar!

Çoğu zaman, apokrifler, esas metinlerden alınan birçok gerçek izini korur.

 

Asya halkları arasında dağılmış bu beklenmedik hikâyeleri ve meselleri keşfettikçe, toplumun şuur alanlarında tam olarak hangi görüntülerin yaşadığını öğreniyoruz. Altay’dan Seylan’a kadar insanlar, hayatlarının antik çağlardaki kısımlarını hatırlayıp, hikayelerini ulusun karakterine yaklaştırarak Büyük Öğretmenleri hayal ederler. Büyük düşüncenin şifrelenmiş parçalarını toplamak, halkların ruhlarını bir an için görmek demektir.

Doğunun Mücevherlerine ön söz olarak birkaç şey söylememiz gereklidir. Batılı zihinlerin, Doğu Edebiyatı araştırmalarıyla meşgul olduğu, muhtemelen anlatım zenginliği ve harikulade imgeler tarafından, ancak daha az geniş ama derin yaşam felsefesi ve içerdiği tatlı özgecil doktrinler nedeniyle, toplumumuza bunun gibi faydalı ve çekici küçük bir kitap sunmanın dönemsel bir ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.

 

“H.P.B.” tarafından derlenen İlkeler ve Özdeyişler, esas olarak, kısmen şimdi Batı’da çok fazla dikkat çeken ve yayılmasından Teosofi Cemiyeti’nin sorumlu olduğu öğretileri içerdiği düşünülen Doğu metinlerinden alınmıştır. Çalışmayı mümkün olduğu kadar çekici, kullanışlı ve herkes için faydalı hale getirmeye çalıştık.

 

Yılın her günü için bir Temel Kabul veya Aksiyom içerir; her ay sadece Doğu’ya özgü olmayan kaynaklardan seçilen Teosofi nitelikli dizeler; Teosofist F.W.’nin kaleminden çizimlerle süslenmiştir. Dileriz bu çalışma yolda iyilik ve güzellik ile yürüyen, sevgi dolu kalpler tarafından Gerçeğin keşfinde katkı sağlamış olur.

 

W.R.O.

“Gerçekten, Daha Yüksek Bir İnanç Yoktur.”

Madam Blavatsky’nin yazılarında üstlendiği özel görev, Doğunun Kutsal Bilimi olan Bilgelik geleneğinin öğretilerini batı dünyasının dikkatine sunmaktı. Çağımızın, ilk yüzyıllarından itibaren Teosofi adıyla aktarılan bu öğretilerin hem kadimliği hem de evrenselliği defalarca onaylanmıştır. Madam, kendisi için sadece yazar ve verici rolünü üstlendi. Görevini algılama şekli, 1888’de yayınlanan en büyük eseri Gizli Öğretinin önsözünde açıkça belirtilmiştir:

“Bu gerçekler hiçbir şekilde bir vahiy olarak ileri sürülmemiştir; aynı şekilde yazar da, dünya tarihinde ilk kez kamuoyu ile paylaşılan mistik irfanın açıklayıcısı bir konum iddiasında bulunmaz. Çünkü bu eserde yazılanlar, büyük Asya ve erken Avrupa dinlerinin kutsal yazılarını somutlaştıran, glif ve sembol altında gizlenmiş ve şimdiye kadar bu örtü nedeniyle fark edilmeden bırakılmış binlerce cilde dağılmış olarak bulunabilecek olan bilgilerdir. Şimdi burada denenen şey, kadim ilkeleri bir araya getirmek ve onlardan uyumlu ve kesintisiz bir bütün yapmaktır.”

Madam Blavatsky’nin yazılarından derlenmiş ve ezoterik temel yolun köklerini arayanlar için rehber niteliğindedir.

Samdhong Rinponche’nin kendi derin meditasyon deneyimlerinden kaynaklanan bu kitap, okuyucuya içindeki keşfedilmemiş bir alana dokunmasına yardım ediyor. Budist meditasyonun sadeliği ve doğal yapısı, Yüksek Tibet Araştırmaları Merkez Enstitüsü’nün başkanlığını yapan Samdhong Rinponche’nin sözleri ve ifadeleriyle gerçekten deneyimlenebilir. Samatha ve Vipassana kavramlarından, Asil Sekiz Katlı Yol’a; konsantrasyonun nesnelerinden ve yöntemlerinden algının bütünlüğüne kadar, Budist meditasyonun ilkelerinin tüm basamaklarını kısaca ve güzel bir şekilde değinmektedir.

Bu küçük kitap onun 1982’de Adyar’daki Bilgelik Okulu’nda öğrencilerine verdiği konuşmalardan oluşur. Bu konuşmalar yakın zamanda meditasyon hakkındaki derin deneyimlerini hiçbir dileği olmadan, kendi üstünlüğünü ve görüşünü dayatmadan paylaşan birinin sözleri olarak bilinir hale gelmiştir. Orada basitliğin ve şüphesiz niyetin atmosferi vardır ki bunlar basitlikten çok daha fazlasıdır zira meditasyonun ruhunu iletmek tek başına kelimelerin yapabileceğinden çok daha fazlasıdır.

Bu materyali öz haliyle düzenlemek umarım ki okuyucularda aynı atmosferi uyandırabilir ve onlara bu önemli konularda derinleşmek için ilham verir.