Teosofi

Yoga: Teosofik Bir Perspektif

Yoga: Teosofik Bir Perspektif

Yoga son yıllarda popüler, hatta moda bir etkinlik hâline geldi. Yogayı televizyonda ya da videolarda gören veya popüler biçimlerinden birine katılan pek çok kişi, onu baş üstünde durmak, bedeni çeşitli duruşlara sokmak ya da nefes kontrolü yapmak gibi fiziksel egzersizlerle bir tutar. Batılı zihinlere yoga, Doğu'dan ithal edilmiş, hiçbir pratik değeri olmayan tuhaf bir şey gibi görünebilir. Oysa yoga bazı yönleriyle Batı'nın geleneksel spiritüel uygulamalarına benzer. O, ne Doğulu ne Batılı, evrensel bir kendini keşfetme tekniğidir.

Hatha Yoga ve Mantra Yoga

Yoganın Batı'daki popüler biçimleri, bu büyük bilimin tek bir sistemine odaklanma eğiliminde olmuştur. Kontrollü nefes alma dahil çeşitli fiziksel egzersizlerden yararlanan bu sistem hatha yoga olarak bilinir; ancak o da diğer bütün yoga sistemleri gibi meditasyon uygulamasını içerir. Hatha yoga fiziksel bedenin eğitimini öne çıkarsa da bu eğitimin amacı, bedene hâkim olarak onu içindeki spiritüel Benliğe boyun eğdirmektir.

Hatha yoganın bazı fiziksel disiplinleri spiritüel gelişim açısından değerlidir; ancak yoganın temel amacı anlaşılmadan uygulandıklarında yalnızca bir dış kabuktan ibarettirler. Uygun hazırlık ve rehberlik olmadan yapıldıklarında bedeni zorlayabilirler de. Bu nedenle başka yoga yöntemleri pek çok Batılı için daha uygun olabilir.

Batı'da yaygınlaşan bir başka sistem de kutsal ifadelerin ya da sözcüklerin yoğun bir dikkatle tekrarlanmasına dayanan mantra yogadır. Bu sistem, sesin ezoterik gücüne ilişkin bir bilgi içerir. Amacı, kişisel doğayı sıradan uyanık bilinçten daha ince bir ana notaya akort etmek ve böylece kişinin sonunda içsel İlahi Sesi duyabilmesini sağlamaktır.

Mantra yoga, Batı'daki bazı uygulamalara benzer: Gregoryen ilahisi (plainsong), tespih çekmek, bir ayeti tekrar tekrar okumak ya da Doğu Hristiyanlığında İsa'nın adının tekrarlandığı "İsa duası". Bunların hepsi zihni odaklamaya ve spiritüel farkındalığı yoğunlaştırmaya yönelik tekniklerdir.

Yoga: Birleşme

Batılı öğrencilerin ilgisini çeken bu iki sisteme kısaca değinmek bile, yoganın amacının kişisel doğayı dönüştürmek ve onu içsel bir Benliğe daha duyarlı kılmak olduğunu göstermeye yeter. Sözcüğün kendisi de yoganın gerçekte neyle ilgili olduğuna dair bir ipucu verir. "Yoga", İngilizce yoke (boyunduruk) ve Latince jungere (İngilizcedeki junction, juncture, join gibi sözcüklerde yaşayan) ile aynı eski kökten gelen Sanskritçe bir sözcüktür. Bu kök "birleşme" anlamına gelir.

Yoganın amacı olan birlik çeşitli düzeylerde yaşanabilir. Önce, sık sık bizi farklı yönlere çeken bedensel ve zihinsel güçlerimizin bir uyum ve birlik içinde birleştirilmesi gerekir. Birleşmiş beden ve zihnin de daha derin bir şeyle, Ruh ya da ölümsüz Benlik diyebileceğimiz, dalgalanan kişiliğin ardındaki gerçek kimliğimizle bağ kurması gerekir. Son olarak da bireysel Ruhumuzun, hem her şeyin içinde hem de ötesinde olan, her birimizin içinde ve çevresinde bulunan Evrensel ya da Yüce Ruh ile nihai birliği söz konusudur.

Sonsuz olanla birleşme yoganın en yüksek hedefidir ve bu kadim bilimin çeşitli sistemleri eninde sonunda bu yüce birleşmeye götürmek üzere tasarlanmıştır. Bütün sistemlerin amacı aynı olduğu için "yoga" sözcüğü, birliğe ulaştıran her yöntem için kullanılır. Her yöntem, hedefe götüren bir öz-eğitim sistemi içeren bir kendini keşfetme tekniğidir.

Pek çok yoga yöntemi bazı tekniklerde örtüşür ve hepsi de belli temel disiplinlerin geçerliliğini kabul eder: doğru fiziksel disiplin, doğru nefes alma, başkalarına ve kendine karşı doğru ahlaki davranış ve meditasyon uygulaması. Kişinin doğasının bütün yönlerinin (fiziksel, duygusal, zihinsel ve spiritüel) uyumlanıp bütünleştirilmesi hem yoganın amacı hem de çeşitli sistemlerin öğrettiği bütün disiplinlerin temelidir.

Gerçek yoga uygulaması kolay bir iş değildir, çünkü kişinin bütün varlığını ahenge kavuşturmayı gerektirir. Aynı zamanda kişinin kendini gerçekleştirme güdüsünün, kendini yüceltme ya da başkaları üzerinde güç kazanma düşüncesinden arınmış, özverili olmasını gerektirir. Yoga, özgeciliğin ya da agape'nin (Yunanca: koşulsuz, ilahi sevgi), yani yaşamlarımızda ifade bulan ilahi sevginin bir aracıdır.

Batılı Öğrenciler İçin Dört Yol

Çeşitli yoga sistemleri arasında dördü Batılı öğrenciler için özellikle değerlidir. Bunlar uygundur, çünkü başarıyla uygulanmaları bazı başka yöntemlere göre daha az rehberlik ve yönlendirme gerektirir. Bu dört sistem birbirine bağlıdır ve hiçbir şekilde birbirini dışlamaz. Her biri bütün varlığımızın bir yönüne odaklanır ve bu nedenle ötekileri tamamlar.

Karma Yoga

Sistemlerden biri karma yoga olarak adlandırılır. Bu bir eylem yoludur; özellikle acılar karşısında tutkulu bir yakınlık duyan kişilerin bu konuda bir şeyler yapmasını sağlar. Bu yolu izleyenler güdülerini arındırır, kişisel çıkarın her türlü lekesini ortadan kaldırır. Bu, Rahibe Teresa gibi hayatını hizmete adayanların yoludur.

Ancak karma yogayı uygulamak için dini bir topluluğa katılmamız ya da Hindistan'a taşınmamız gerekmez. Her yardımsever eylem, her bencillikten uzak düşünce ya da söz bir karma yoga uygulamasıdır. Başkalarının iyiliğini içtenlikle önemseyerek hepimiz karma yoganın izleyicisi olabilir; yaşamı daha derinden anlayabilir, her şeyde ve bütün varlıklarda bulunan İlahi Yaşam ile daha yakın bir birliğe ulaşabiliriz.

Bhakti Yoga

Bir başka sistem bhakti yoga, yani adanmışlık yoludur. Bu sistemde vurgu, yalnızca bir duygu olarak değil, belli bir biçimde tasavvur edilen Yüce Gerçekliğe adanmışlık ve teslimiyet olarak sevgi üzerindedir. Bu biçim, Mesih ya da Krişna gibi Tanrı'nın bir enkarnasyonu olabilir. Adananın izlediği büyük bir bilge, Tanrı'yı idrak etmiş ya da aydınlanmış bir kişi de olabilir. Ya da İlahi Anne gibi ilahi olanın zihinsel bir imgesi olabilir.

Hristiyanlığın ve başka bazı büyük dinlerin dayandığı yoga budur. Pek çok insanın spiritüel birliğin doruğuna tırmanmaya başlamasına yardım eden bu yol, adanmışlık yaradılışına sahip olanların, İlahi Olan'a duydukları hayranlıkta kendilerini kaybetmekten haz alanların yoludur. Ancak hepimiz, nerede ortaya çıkarlarsa çıksınlar bilgelik ve şefkat kaynaklarını onurlandırarak bu yolu izleyebiliriz.

Jnana Yoga

Üçüncü sistem jnana yoga olarak adlandırılır. Bilgiye vurgu yapar; ama yalnızca sıradan olgusal bilgiye değil, yaşamın yüzeydeki olgularının altında yatan ebedi gerçeklere dair içgörüye. "Jnana" sözcüğü İngilizce know (bilmek) ve Yunanca gnosis (bilgi, irfan) ile akrabadır. Gerçekliğin doğrudan deneyiminden doğan bilgiyi ifade eder.

H. P. Blavatsky, jnana yoganın özellikle Batı'nın yogası olduğunu söylemiştir. Onu izleyen kişi, yaşamın anlamını daha eksiksiz ve daha derinden kavramak için sürekli çaba gösterir. İyi bir bilim insanı gibi jnana yoga izleyicisi de eskimiş kuramları ya da gerçeklik görüşlerini bir kenara bırakmaktan korkmaz; ama her zaman bütünün bozulmamış bir vizyonunu arar. Her birimiz bu yogayı, çevremizdeki bütün fikirleri eleştirel bir ayırt etme gücüyle inceleyerek ve anlamadığımız şeyler hakkında yargıda bulunmaktan kaçınarak uygulayabiliriz.

Raja Yoga

Dördüncü sistem, ötekilerin temel özelliklerini kendinde toplar ve raja yoga olarak adlandırılır. Bu kraliyet yolu, kişinin hayatını düzene sokmak, duygularını arındırmak, aklını genişletmek ve varlığının bütün bileşenlerini tek bir niyette birleştirmek için disiplinler içerir. Amacı, kişinin kendini dalgalanan kişiliğinden ayırması ve kendini ondan daha fazlası, evrensel İlahi Yaşamla özdeş, ilahi ve ölümsüz bir varlık olarak idrak etmesidir.

Raja yoga izleyenler genellikle MÖ II. ya da III. yüzyılda yaşamış büyük Hint bilgesi Patanjali'nin özdeyişlerine, Yoga Sutraları'na başvurur. Bu özdeyişler önce yoga uygulamasının hazırlık basamaklarını ortaya koyar, ardından asıl uygulamayı anlatır. Hazırlık, düşüncede, sözde ve eylemde doğru davranmayı (her dinde bulunan etik ilkelere göre yaşamayı) ve yogaya uygun fiziksel disiplini içerir.

Asıl uygulama, içteki Benliğin farkına varılmasını sağlayan düzenli bir iç gözlemdir. Sessiz bir yer bulmak, bedeni gevşetmek ve duyuların pencerelerini kapatmakla başlar; kişi bir süreliğine dünyanın dikkat dağıtıcı şeylerine kendini kapatır ve bilincini dış hâllerden iç hâllere geçirmeye hazırlanır. Bu ara sıra yapılacak bir uygulama değildir; doğru yapılması ve sonuç vermesi için düzenli sürdürülmesi gerekir.

Konsantrasyon, Meditasyon ve Tefekkür

Patanjali zihnin denetimine ve dinginleştirilmesine büyük önem vermiştir. Hatta yogayı "zihnin değişimlerinin dizginlenmesi" olarak tanımlamış ve bu amaçla üç basamak önermiştir: konsantrasyon, meditasyon ve tefekkür. Uygulamada bunlar birbirine karışır, ama incelemeyi kolaylaştırmak için ayrı ayrı tanımlanmışlardır.

Konsantrasyonla başlamak gerekir, çünkü zihin durulmak istemez: anılarla, arzularla ve her türlü önemsiz hayalle dolar; kaygılar ve ayrıntılarla huzursuzlanır. Konsantrasyonun amacı, bu huzursuz zihnin bir nesneye ya da fikre odaklanmasına yardım etmek ve böylece ilgisiz, dikkat dağıtıcı bütün düşünceleri dışarıda bırakmaktır. Fiziksel ya da zihinsel basit bir dikkat nesnesiyle başlamak ve kendini bütünüyle ona vermek yararlıdır.

Konsantrasyondan sonraki basamak olan meditasyon, nesneye ilişkin düzenli bir düşünce akışıdır; bu nesne bir çiçek, soyut bir nitelik, büyük bir öğretmen ya da soyut bir fikir olabilir. Meditasyon konsantrasyondan daha derin bir süreçtir; kişinin üzerinde düşündüğü şeyin içine girdiği, onu idrak ettiği ve o hâline geldiği bir duruma götürür. Böylece kişi salt görüntülerin ve biçimlerin ötesine geçer ve onların içindeki yaşamla özdeşleşir.

Kişi artık bir nesne, fikir ya da varlıkla ilgilenmeyip onun ötesine geçerek mutlak bir durgunluğa (edilgen değil, dinamik bir hâle) ulaştığında tefekkürün doruğu gelir. O zaman spiritüel Benlikten ölümlü zihne bir aydınlanma ve içgörü, bir birlik ve bütünlük duygusu parlayabilir. Tefekkür olumlu bir farkındalık deneyimidir; bu nedenle yapay olarak uyandırılabilecek türden duygusal bir his ya da algıdan çok daha fazlasıdır. Durgunluk içinde bütünlüğün ve dinamik huzurun idrakini sağlar. Bilinci ya da öz denetimi devre dışı bırakmaz; kişiyi dönüştürür ve gündelik yaşamda büyük pratik yarar sağlayabilecek bir aydınlanma ve içsel kesinlik getirir.

Nihai Hedef

Yoganın nihai hedefi olan Yüce Ruh'la birleşme, samadhi ya da (Zen Budizminde) satori olarak adlandırılır. Hangi terim kullanılırsa kullanılsın, bu, bireysel ruhun dünyevi ve sınırlı bilincin hapishanesinden kurtuluşu demektir. Bu birleşik mutluluk hâli, "Çiy damlası parlayan denize kayar" sözüyle anlatılmıştır. Paradoksal olarak, denizin çiy damlasına kayması olarak da anlatılabilir.

Bütün bunlara ek olarak, Üstat Morya'nın bize verdiği Agni Yoga öğretisi vardır; Işığın Mücevherleri'nde bu öğreti de çalışılmaktadır.