Teosofi

Gizli Öğreti ve Çalışması

Gizli Öğreti ve Çalışması

İlk kez 1888'de yayımlanan Gizli Öğreti, yazıları modern Teosofi'nin temelini oluşturan H. P. Blavatsky'nin en önemli eseridir. Kitap, yaşamın doğasına, evrenin kökenine ve gelişimine, insan varoluşunun evrimine ve amacına dair bir vizyonu zengin ayrıntılarla ortaya koyar.

Kitap ayrıca bu konuların eski dinlerde ve çağdaş bilimde nasıl ele alındığını da inceler. Ne var ki adı yanlış anlaşılabilir: Eser, kasıtlı olarak saklanmış birtakım dogmalarla ilgili değildir. Başlıktaki "öğreti" (İngilizcesiyle doctrine) kelimesi bir kuram, dünyaya bakış biçimi anlamındadır. Teosofi dogmatik ve öğretici bir sistem değildir; bir dünya görüşü sunar, ama bu görüşün yalnızca aklımıza yatan ve doğruluk duygumuzu tatmin eden kısmını kabul etmemiz gerektiğini söyler. "Gizli" ise genel olarak bilinmeyen, ama keşfetmek için çaba gösteren herkesin ulaşabileceği şey demektir: bir "açık sır". Kitabın iki cildinden ilki Kozmogenez adını taşır ve bir evrenin nasıl meydana geldiğini ele alır; ikincisi Antropogenez adını taşır ve insanlığın kökenini inceler.

Her cilt, kadim şiirsel bir metin olan Dzyan Stanzaları'ndan pasajlar ve bunlara ilişkin yorumlarla başlar. Bunları efsanelerin, mitlerin ve kutsal kitaplardaki sembollerin karşılaştırılması ve ilgili bazı bilimsel fikirlerin tartışılması izler.

Gizli Öğreti'yi incelemek, kendimizi ve çevremizdeki dünyayı daha derin bir Teosofik anlayışla kavramanın yoludur. Eserin dayandığı evrensel bilgelik üzerinde düşünmedikçe, doğru birleştirildiklerinde ortaya çıkacak muhteşem deseni görmeden yapboz parçalarıyla oynayan çocuklara benzeriz. Gizli Öğreti ve Teosofi, hayattaki çeşitli deneyimlerimizden tutarlı ve bütünlüklü bir anlam çıkarmamızı sağlar.

Evrensel bilgeliği aramaya koyulunca, Gizli Öğreti'nin nasıl çalışılacağına dair sorular kendiliğinden ortaya çıkar: Nereden başlayacağız, nasıl ilerleyeceğiz? Bilgeliğe öğrenci sayısı kadar yaklaşım vardır; ama bir öğrenci için yararlı ve heyecan verici olduğu görülen bir yol başkaları için de öyle olabilir.

Platon kendisinin bilge (sophos) değil, bilgelik âşığı (philo-sophos) olduğunu söylemiştir. Bu, Gizli Öğreti'nin gerçek öğrencileri için de geçerlidir. Kitabın sayfaları anlayışın son durağı değil, bilgeliğin uzak ufuklarına uzanan evrensel hakikat okyanusuna giden kanallar boyunca dikilmiş işaretlerdir. Yine de usta denizciler olmadan önce bazı seyir ilkelerini öğrenmemiz gerekir.

Nasıl Çalışmalı?

Peki nasıl çalışacağız? Bir kitabı yalnızca okumak, onu çalışmak demek değildir. İnsan Teosofik olsun olmasın pek çok kitap okuyup yine de çok az şey bilebilir. Çalışmak, yazarın düşüncesini kavramaktır. Eserdeki fikirlerin hiçbir engele takılmadan kendi zihnimize, kalbimize ve sezgimize girmesine izin vermektir; böylece onların hakikati, kendi içsel varlığımızın hakikatiyle buluşur. Çalışmak, incelediğimiz hakikati içimizdeki hakikatle uyumlu hâle getirmek ve bu süreçte varlığımızın bütün yetilerini kullanmaktır.

Gizli Öğreti'ye (sık kullanılan İngilizce kısaltmasıyla SD'ye) yaklaşmak için aşağıdaki öneriler bu çalışma anlayışına dayanır. Varılacak son nokta, ki paradoks biçimde aynı zamanda başlangıçtır, hakikatle yaratıcı bir karşılaşmaya kendimizi bütünüyle ve çekincesizce vermemizdir; bizi aşkın bilgeliğin algılandığı alana ancak bu taşıyabilir. Kontes Constance Wachtmeister ve başkalarının kaleme aldığı Reminiscences of H. P. Blavatsky and "The Secret Doctrine" (H. P. Blavatsky ve "Gizli Öğreti" Üzerine Anılar) adlı eserde Bertram Keightley şöyle der:

İyice incelenip ama bir vahiy gibi görülmeden, anlaşılıp özümsenip ama bir dogma metnine dönüştürülmeden ele alındığında, HPB'nin Gizli Öğreti'si paha biçilmez değerde bulunacak; doğanın ve insanlığın incelenmesi için başka hiçbir eserin sağlayamayacağı öneriler, ipuçları ve yol gösterici işaretler sunacaktır.

O hâlde Gizli Öğreti nedir? Bu kitapta hakikat arayışımıza yardım edecek "önerileri, ipuçlarını ve yol gösterici işaretleri" bulmak istiyorsak, ilk sorumuz bu olmalıdır. HPB, yazılı sayfaların, türümüzün en ileri üyelerinin bildiği ezoterik öğretinin yalnızca küçük bir parçasını içerdiğini belirtmiştir. Kendi ifadesiyle eser "bu yüzyılda dünyaya verilebilecek her şeyi" içerir ve "Gizli Arkaik Öğreti" hakkında "çok daha fazlasının verilebilmesi için yüzyıllar geçmesi gerekecektir." Bununla birlikte HPB'nin, eserinde pek çok "kör nokta" bulunduğu, yani harfiyen ya da eksiksiz olarak alınamayacak ifadeler içerdiği ve bu yüzden çoğu zaman açıkladığı kadar gizlediği konusunda uyardığını da unutmamalıyız.

HPB'nin Gizli Öğreti'nin nasıl çalışılacağına dair bazı tavsiyelerde bulunduğu aktarılır (bunlar Getting Acquainted with "The Secret Doctrine" adlı kitapta yeniden yayımlanmıştır). Bu notların kaynağından emin değiliz, ama tavsiye dikkate değerdir:

SD'yi herhangi bir kitap gibi sayfa sayfa okumak... yalnızca kafa karışıklığıyla sonuçlanır. Yapılacak ilk iş, yıllar alsa bile, Giriş'te (Proem) verilen "Üç Temel Önerme"yi bir ölçüde kavramaktır... Kişi SD'den Evrenin yapısına dair tatmin edici bir resim elde edeceğini sanırsa, bu çalışmadan kafa karışıklığından başka bir şey elde etmez. SD varoluş hakkında nihai bir hüküm vermek için değil, Hakikate doğru yol göstermek içindir. SD'ye, ondan varoluşa dair nihai Gerçeği elde etme umudu olmadan, onun sizi Gerçeğe ne kadar yaklaştırabileceğini görmekten başka bir düşünce taşımadan gelin. Bu çalışmada, başka hiçbir çalışmanın dokunmadığı biçimde zihni çalıştırmanın ve geliştirmenin bir yolunu görün.

Kitabın Yazılışı

O hâlde Gizli Öğreti'yi tekrar tekrar başvurabileceğimiz temel bir başvuru eseri olarak düşünebiliriz. Ama onu gerçekten tanıyıp takdir edebilmek için nasıl yazıldığına dair de bir şeyler bilmemiz gerekir. C. Jinarajadasa'nın derlediği Bilgelik Üstatlarından Mektuplar, İkinci Seri, Almanya'daki Cemiyetin ilk üyelerinden Dr. W. M. Hübbe-Schleiden'e gelen dört mektubu içerir. Bunlardan 1885 tarihli olanı, çalışmamız için önemli bir ipucu verir:

Aşağıda imzası bulunan kişi, Gizli Öğreti'nin hazır olduğunda M., Upasika ve Doktor'un en alçakgönüllü hizmetkârının üçlü ürünü olacağını bildirmekten mutluluk duyar.

— K. H.

"M." ve "K. H.", Teosofi Cemiyeti'nin kuruluşunda etkili olan iki Üstattır: Üstat Morya ve Üstat Kuthumi. Kadın öğrenci (mürit) anlamına gelen "Upasika", HPB için kullanılan bir addır. "Doktor'un en alçakgönüllü hizmetkârı" ise K. H.'nin, mektubu alan Dr. Hübbe-Schleiden'e hitaben kendini anma biçimidir. Jinarajadasa, bu mektubun özgün el yazması Hindistan'da Adyar'da bulunan ilk Gizli Öğreti taslağına gönderme yaptığını belirtir. Sonunda yayımlanan eser, HPB'nin Londra'daki çeşitli öğrencilerinin yardımıyla ilk taslağın birkaç katına genişletilmiştir. Yani kitabın hazırlanmasında pek çok kişinin emeği vardır.

Gizli Öğreti'nin irade ile okunması gerektiği söylenmiştir; gerçekten de sıradan bir zihinle okunamayacağı açıktır. Ama "irade ile okumak", nefesimizi tutarak, dişimizi sıkarak okumak demek değildir. Daha çok, içimizdeki ruhun (Atman'ın) ışığının anlayışımızı aydınlatmasına izin vermek demektir. Hazırlığımız, bilgimiz içeriden aydınlanacak biçimde olmalıdır. Bu amaçla Gizli Öğreti çalışmasına meditasyon ve HPB'nin bu eserle bağlantılı olarak önerdiği küçük kitap Sessizliğin Sesi üzerine tefekkür eşlik edebilir. İnsan Bilgeliğin derinliklerine ancak böyle bir hazırlıkla içten girebilir. Zihin bir kenara atılmaz; Yüksek Benliğin Gerçekliğin evrensel ilkelerini algılayabilmesi için saf, yansıtıcı bir aynaya dönüşür.

Dört Keşif

Öğrenciler çalışmalarını sürdürdükçe dört şey keşfedebilir. Birincisi, Gizli Öğreti kadim kozmogonileri (evrenin oluşumuna dair anlatıları) karşılaştırarak bunlarda gerçekten evrensel olanın ne olduğunu bulabileceğimizi gösterir. İkincisi, insanlığın gerçek tarihini çözmeye yönelik bir ipucu verir. Üçüncüsü, hakikatin güzelliğini açığa çıkarmak için antik çağın mitlerindeki ve kutsal kitaplarındaki alegori ve sembol perdesini kaldırır. Son olarak, istekli akla, sezgiye ve gelişmiş spiritüel algıya evrenin bilimsel sırlarını sunar.

Üç Temel Önerme

Bu dört yönlü vizyonu keşfetmek için HPB'nin önerdiği yöntemi izleyebiliriz. Öncelikle Üç Temel Önerme (1:13-20) ile iyice tanışmak gerekir. En yalın ifadeyle bunlar bize Varlık, Oluş ve Varoluş'un gizemlerini açıklar.

Gizli Öğreti üç temel önerme ortaya koyar:

  1. Her yerde var olan, ebedi, sınırsız ve değişmez bir İlke. İnsan kavrayışını aştığı ve her türlü insan ifadesi ya da benzetmesi onu ancak küçültebileceği için, onun üzerine spekülasyon yapmak imkânsızdır. Ancak düşüncede bu (bizim için) Mutlak Olumsuzluk'tan çıktığımızda, Ruh (ya da bilinç) ile Madde, Özne ile Nesne karşıtlığında ikilik ortaya çıkar.

  2. Evrenin, sınırsız bir düzlem olarak sonsuzluğu: Burası periyodik olarak, "durmadan görünüp kaybolan sayısız Evrenin oyun alanı"dır. Gizli Öğreti'nin bu ikinci iddiası, fizik biliminin doğanın her alanında gözlemleyip kaydettiği periyodiklik, med ve cezir, gelgit yasasının mutlak evrenselliğidir.

  3. Bütün ruhların Evrensel Üst-Ruh ile temelde özdeş olması; Üst-Ruh'un kendisi de Bilinmeyen Kök'ün bir veçhesidir. Ve her ruhun (o Üst-Ruh'un bir kıvılcımının), bütün dönem boyunca döngüsel ve karmik yasaya uygun olarak Enkarnasyon Döngüsü'nden (ya da "Zorunluluk Döngüsü"nden) geçmek üzere yaptığı zorunlu hac yolculuğu.

Gizli Öğreti'nin dayandığı temel kavramlar bunlardır.

Birinci önerme, deneyimlediğimiz bütün çeşitliliğin altında tarif edilemez bir bütünlük yattığını teyit eder. İkincisi, evrenin döngüsel ve sürekli bir değişim ilkesine göre düzenlendiğini ifade eder. Üçüncüsü ise yaşayan her varlığın reenkarnasyon ve karma yoluyla büyük bir hac yolculuğunda olduğunu ve bu yolculuğun amacının her varlığı nihai Varlık Zemini'yle yeniden birleştirmek olduğunu savunur. Anahtar kelimeleri bütünlük, düzen ve amaçtır.

Altı Ana Fikir

Blavatsky, bu önermeleri "Özet" ile çalışarak izlememizi önermiştir: Birinci bölümün sonundaki "Özet" kısmında numaralandırılmış maddeler (1:272-8). Burada, Gizli Öğreti'nin tamamını anlamamız için gerekli olan altı önemli fikir sunulur:

  1. "Gizli Öğreti, Çağların birikmiş Bilgeliğidir." Bize kadar ulaşmış, alegori ve sembollerle izi sürülmüş, efsane ve mitlerle süslenmiş, görmek isteyenlerin her zaman görebileceği kesintisiz bir kayıttır.

  2. Ezoterik felsefenin temel yasası her şeyin birliğidir: Tek bir Töz-İlke vardır; bu, "tezahür etmiş Evren düzleminde 'töz', başlangıçsız ve sonsuz, soyut, görünür ve görünmez Uzay'da ise bir 'ilke'"dir.

  3. "Evren, temeldeki bu Töz-İlkenin ritmik ve döngüsel olarak beliren periyodik tezahürüdür."

  4. "Evren, içindeki her şeyle birlikte Maya olarak adlandırılır, çünkü oradaki her şey geçicidir." Bu kavram bizi ezoterik felsefenin en büyük gizemlerinden biriyle, Maya öğretisi olarak bilinen ve genellikle yanlış anlaşılan, bütün varoluşun geçici doğasıyla tanıştırır. Çünkü Maya, bu kelimeyi genellikle anladığımız gibi bir yanılsama değil, tezahürün ölçülü ritmidir. Kelimenin kökü "ölçmek" anlamına gelen ma'dır. Yaratıcı Logos'un (Söz ya da evrensel Akıl) dışa yönelen enerjileri, zaman ve mekân sınırları içinde ölçülü bir düzen doğurur. En yüksek anlamıyla Maya, Gerçekliğin yaratıcı yönüdür. Kendisi gerçek dışı değildir; ama bütün yanıltıcı biçimlerin üreticisidir. Bu biçimler değiştikleri ve geçici oldukları için yanıltıcıdır. HPB'nin belirttiği gibi, "Evren, içindeki bilinçli varlıklar için yeterince gerçektir" (1:274).

  5. "Evrendeki her şey, bütün âlemleriyle birlikte bilinçlidir." Her şeydeki bilincin daha da gelişmesi, tezahürün amacıdır.

  6. "Evren içeriden dışarıya doğru işlenir ve yönlendirilir." Bize dışarıdan dayatılan bir amaç yoktur. Biz de bütün evren de, içimizde taşıdığımız bir hedefi gerçekleştirmek üzere evrimleşiyoruz.

Nihai Gerçek

Bize böyle sunulan evrensel ilkeler üzerinde düşündükçe ciltler arasında özgürce dolaşabilir, kozmogenez ve antropogenezdeki büyük planın işleyişini görebilir, yaratılışın evrensel sembollerinin anlam derinliklerinden doğup insanlığın yaşamına ve kalbine yansıyan karşılıkları keşfedebiliriz. Dzyan Stanzaları'nda verilen yaratılışın cebirsel formülünün izini sürerek çalışmamızı derinleştirdikçe, Rig Veda'nın ifadesiyle, kendimizi "dünyanın temelleri atılmadan önce sonsuzluğa bakarken" buluruz.

Çalışmamızda sonunda nihai ve yüce gerçeğe ulaşırız: Güneş Sistemimizin Yaratıcı Enerjisi olan Kozmik Logos ile her birimizin içindeki Ölümsüz İç Yönetici olan Benlik birdir. Bu idrak yoganın hedefidir. Bu, kozmik dinî deneyimdir; mistiğin yüce vizyonudur.

Bu gerçeği hatırladıkça, yalnızca tezahür etmiş bütün yaşamla değil, bu yaşamın kaynağıyla da bir olduğumuzun derin farkındalığı, eylemlerimize yön veren kalıcı ilke hâline gelir. O zaman hem evrenin hem de insanlığın yaratıcı modelinin varlığımızın özünde bulunduğunu keşfederiz. Bu gerçeği hayatımızda ifade etmek, düşüncelerimizde, sözlerimizde ve eylemlerimizde ortaya koymak bizim için bir sınavdır.

O hâlde bu "öğreti", yani bu dünya görüşü bize aittir. Saklandığı için değil, içsel olduğu ve sözle ifade edilemediği için "gizli"dir. Nihai Gerçeğin kalp atışları içimizde birebir karşılık bulur ve biz, mikrokozmos olarak, kozmik yaratıcı düzeni yansıtırız.

Mekânda yarım dünya, zamanda yüzyıllar uzakta yaşamış bir Japon bilge şöyle demiştir: "Sizden öncekilerin yaptıklarını yapmaya çalışmayın; onların aradıklarını arayın." Gizli Öğreti'yi bütünüyle incelemek, ölümsüz bilgelikle yaratıcı bir karşılaşmaya girmek, HPB'nin eserine açık bir kalp ve zihinle yaklaşmak, çağlar boyunca bilgelerin aradığını aramak, HPB'nin kendi öğüdünü izlemektir: "Ne beni ne de benim yolumu izleyin; benim gösterdiğim ve Üstatlara götüren Yolu izleyin."